Wimbledon, sporun en zarif iki haftası: bembeyaz kıyafetler, çim kortlar, kraliyet locası ve çilek-krema ritüeli. 1877'den beri süren turnuva, tenisin değil belki de tüm sporların en prestijli etkinliği.
Ve dünyada bilet sistemi 'kuyruğun kendisi deneyim' olan tek organizasyon: The Queue — sabahın köründe parkta sıraya girip aynı gün korta girmenin hâlâ mümkün olduğu, piknikli, neşeli bir İngiliz gelenegi. Temmuz Londra'sıyla birleşince mükemmel bir şehir+spor seyahati çıkıyor.
Neden gitmeli?
- Tenisin en prestijli turnuvası — Centre Court'ta tarih yazılıyor
- The Queue geleneğiyle aynı gün bilet şansı (turnuvanın demokratik tarafı)
- Temmuz Londra'sı: parklar, müzeler, West End
- Henman Hill'de dev ekrandan piknikli maç keyfi — ground pass ile
- Çilek & krema, Pimm's ve 150 yıllık ritüeller



